(4. KISIM)
İSVİÇRELİ BİLİMİNSANLARI
".....TK 1453 sefer sayılı Bern-İstanbul uçağı alanımıza inmiştir..." Dr. Lana Goodwin, isteksizce yerinden kıpırdadı. Vücudunda bir kırgınlık vardı. Bern'den uçağa binerken de birkaç kere ardı ardına hapşırmıştı. Herhalde soğuk algınlığı diye düşündü. Yanında oturan asistanı Abdülhalim uçak inmesine rağmen halen uyuyordu. Hafifçe onu dürttü. " Abdül uyan istersen." Abdülhalim gözlerini açtı, "Affedersiniz yine uykuyu fazla kaçırdım galiba..." "Fazla mı? Uçağa binerbinmez uyudun, bunu nasıl beceriyorsun?" "Babam da öyleymiş" diye sırıttı Abdülhalim. Abdülhalim Mısırlı genç bir biogenetik uzmanı. İncecik sırık gibi bir oğlan. Genetik açıdan Mısır'ın yerli halklarından olan Abdülhalim'in gen haritasına göre farklı hiçbir ırkın genini taşımıyor. Sadece meraktan laboratuvarda yapılan araştırma da zekası kadar genlerinin de özel olduğunu bulmuşlardı.
Dr. Lana için tek sorun onun uykusu. Laboratuvarda çalışırken arada sırada beşer dakikalık uykulara geçen Abdülhalim uykusunda kafasının daha verimli çalıştığını ve problemleri uykusunda çözdüğünü söylüyordu. Labarotuvarın en zeki adamı olan Abdülhalim filmlerin final sahnesinde ortaya çıkan kahraman gibi son dakika da her şeyi halledebilmek becerisine sahipti. Dr. Lana koca gövdesini koltuktan kaldırdı, son zmanalarda kilo almıştı. Çalıştığı projelerde en kritik zamanlarda Abdülhalim'in bulduğu çözümler onu ve projeyi kurtarıyordu. Dr. Lana, Abdülhalim'in arkasından yürürken hafif bir titreme geçirdi. Doktora gözükse iyi olacaktı. Parmak ve retina taramasının ardından İstanbul'a giriş yaptılar. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden gelen şoför onları karşılamıştı. Misafirhaneye doğru yol alırken Dr. Lana giderek daha da kötüleştiğini fark etti. Abdülhalim'e döndü "Hastaneye gitsek iyi olur" diyebildi.
Dr. Lana gözlerini açtığında hastanede olduğunu anladı. Kolunda bir serum vardı, Abdülhalim yatağın yanındaki sandalyede uyuyordu. Gülümsedi, hiç şaşırmamıştı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder