(8. Kısım)
BADE VE HARUN BERABERLER
Gece saat ikide Harun Hans'ın evinden çıkmıştı. Duyduklarına pek de inanası gelmemişti. Bir hortlak hikayesi dinlemişti. Gerçi babası da ona böyle tuhaf hikayeler anlatırdı hep. Çocuk kafasıyla merakla dinlerdi. Babası şimdi olsaydı ve böyle bir şey anlatsaydı ona deli gözü ile bakardı herhalde.
Samatya'daki eve vardığında saat ikibuçuk olmuştu.
"Işıklar" dedi... Işıklar yandı, "loş" diye seslendi, ışıklar parlak renklerini kaybetti bir anda. Üzerini çıkardı, banyoya girdi. Sıcak su, 40 derece diye seslendi. Suyun altına girdiğinde günün bütün yorgunluğunu atmış oldu bir anda. Bornozunu üzerine aldığında uyku iyice bastırmıştı. "Işıkları kapa" dedi, ardından yatağa uzandı. Gözlerini açtığında sabah olmuştu.
Bugün izin günü olduğu için vücudunu yataktan kaldırmadı. Biraz tavana baktıktan sonra kalktı. Yatak odasının kapıya yerleştirdiği asılma çubuğunda 15-20 kere kendini yukarı çekti. Ardından şınav ve mekik hareketlerini yaptı. Düzenli olarak hergün yaptığı sporu yaklaşık 30 dakika kadar yaptı. Terlemişti, tekrar suyun altına girdi. Çıktığında karnı açıkmıştı. Mutfağa geçti, iki yumurta kırdı, portakal suyunu hazırladı. Yemeğini çabucak yedi, bugün yine Bade ile buluşacaktı. Saçlarını ve sakalını kontrol etti. İyi gözüküyordu. Beyaz boğazlı polarını üzerine geçirdi.Siyah montunu üzerine geçirdi. "Bade Suziki'yi ara" Biraz sonra odanın içerisinde Bade'nin sesi çınladı:" Günaydın, Harun" " Günaydın, ben şimdi çıkıyorum." " Tamam, Aydos Ormanı'na gidiyoruz değil mi?" " Evet, yürüyüş yaparız... Biraz yeşil görelim." "Tamam, görüşmek üzere"
Harun Bade ile buluştuğunda sanki ilk defa birbirlerini görüyorlarmış sarıldılar. Aralarında güçlü bir çekim vardı. Bade duygularını pek göstermese de Harun onun eksik bir tarafını tamamlıyordu. Bade'nin soğuk yanı Harun'un sıcaklığı ile kapanıyordu.
Birlikte ormanın içinde yürürken Harun, Hans'ın dün gece kendisine anlattıklarını Bade'ye anlattı. Bade duruma hiç şaşırmadığını çünkü Hans'ta bir tuhaflık olduğunu hissettiğini söyledi. Yalnız Hans'ın ruhları görmesine inanmadığını da söyledi. Harun:
"Sen galiba inanmıyorsun bu ruh hayalet işlerine?"
"İnanmamak değil aslında, ben de hayalet görsem Hans'ın durumunu anlayacağım. Ancak böyle metafizik bir olayla hiçç karşılaşmadım."
"Babam, bana o kadar çok hikaye anlattı ki çok normal karşılıyorum."
"Evet, ben de Japonya'da bu hikaylerden çok dinledim."
" Sahi ne kadar kaldın orada? 15 yaşına kadar oradaydım, ardından buraya geldik."
" Sonra da çaycı mı oldun?"
Bade , gülümseyerek " evet" dedi.
" Hayır, çaycılık benim göstermelik mesleğim. 7 yıldır askıya alındım. Ondan önce istihbarat teşkilatının en gözde elemanıydım, Ta ki arkadaşımın ölümüne neden olana kadar. Ruh dengem o kadar bozuldu ki öfke krizlerimin ardı ardı ardına birçok operasyonu tehlikeye soktu. Şimdi daha iyiyim. sana bunları anlatasam mı ? Bir adamı kaç türlü nasıl öldürebildiğimi sana söylesem mi? Hayır, işime geri dönebilmek için sabretmem ve kendimi iyileştirmem gerek."
Harun, Bade'ye sarıldı. Bade, o kadar kasılmıştı ki bir türlü Harun'un o yumuşak duygusal tarafına odaklanamıyordu. Belki d kendini bırakması lazımdı. Ormanda gezdikten sonra eve geldiler. Harun o gece ve ondan sonraki günlerde hep Bade'de kaldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder