(7. Kısım)
BOZA GECESİ
Hans Taksim meydanına bakan evinin penceresinden dışarıya baktı. Her yer bembeyazdı. Nefis bir görüntüydü. Buradan Boğaz Köprüsü'nü de görebiliyordu. Işıklarla donatılmış köprü turkuazdan beyaza doğru renk değiştirdi. Üzerinden geçen trenin ışıklarını görebiliyordu. Hans elindeki biranın son yudumunu da içtikten sonra oyun koltuğuna oturdu bu akşam sanal dünyada takılmak istiyordu en azından orada hayaletleri göremezdi. Tam o sırada kapı çaldı. Gelen Harun olmalıydı.
Kapıya gittiğinde Harun yarım bir kardan adam şeklindeydi. Elinde kocaman bir şişe vardı.
" Selam Hans, misafir kabul edip etmediğini sormuyorum bile, boza getirdim. bu akşam içiyoruz."
Hans, gülerek,
" Adam gibi bira içsek olmuyor mu?"
" Hans, bak sıcak leblebi ve tarçın da getirdim. Sen istersen biranı iç...Ama inan ki boza daha nostaljik"
" Eh, geç bakalım içeri. Ne oldu Bade ile randevu?"
" Evet, zaten onu anlatacağım. Güzel vakit geçirdik."
" Romatizmin sonunu bağladınız mı?
Harun gülerek içeri geçti,
"Bozaları içerken anlatayım."
Harun iki saat süresince durmadan Bade'yi anlattı. Hans hem onu dinliyor hem de arkasında duran 7-8 yaşlarındaki hayaletin yüzüne bakıyordu. Çocuklar yetişkinlerden daha palak oluyor. Bu küçük kız nedense ağlıyordu. Hans, keşke konuşabilselerdi diye içinden geçirdi ama artık onları da görmek istemiyordu. Bu yüzden Berlin'e gidecek en azndan bu kadar sıklıkla görmeyecekti onları.
Harun'un sesi ile kendine geldi
" Hans, beni dinlemiyorsun galiba"
" Yooo, hayır dinliyorum."
" Arkamda ne var? Oraya bakıyorsun devamlı?"
Hans iki yıldır tanıdığı arkadaşına baktı
" Sana bir şey itiraf etsem ve sen de bana deli gözü ile bakmayacağına söz versen?"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder